Dünden Bugüne Kadın
   

                  
                 DÜNDEN BUGÜNE KADIN
 
Kadın; bilimsel literatürde, ürogenital olarak dişi özellikleri gösteren ve türün üremesi işlevini gerçekleştiren insanın doğuranı demektir. Kadınlar bir neslin devam ettirilmesi sürecinde, en büyük rolü üstlenen varlıklardır. Bu konuda harika bir Amerika yerli atasözü(Kızılderili) şöyle der; Doğum yapan her şey dişidir, kadınların ezelden beri bildikleri kâinatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır. (mohawk kabilesi)
 
Yine bir düşünür olan alman feminist yazar W. Garodi bir konuşmasında şöyle demiştir; dünya erkeklerin egemenliğinde tam bir hüsranla karılaşmıştır. Dünyanın huzura ve düzene kavuşabilmesi için kadınların eline ve şefkatine ihtiyaç vardır.
 
Bu ve buna benzer söylemleri arttırmak mümkündür ama şöyle ki kadınların bir toplumda ya da grupta neslin devamını sağlayan temel mekanizma ya da en büyük işlevsel güç oldukları bir gerçektir. Aslında kadınlar sadece biyolojik olarak türün devam ettiricisi değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel anlamda şekillendiricisi de olmuşlardır.
 
Hatta bazı dönemler özellikle avcı-toplayıcı topluluklarda erkeğinin av bulamaması durumunda tabiattaki meyve sebze benzeri ürünleri toplayarak ailelerinin geçinmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmuşlardır.
 
Kadınların tüm bu özverilerine rağmen günümüz ataerkil toplumları da dâhil insanlığın ilk dönemleri(avcı-toplayıcı dönem) dışında kalan dönemlerde hemen hemen her zaman fiziksel yetersizliklerinden(fiziksel yetersizliğin temelinde aslında ekonomik yetersizlik var) dolayı erkekler tarafından ikinci sınıf insan muamelesi görmüşlerdir. Bu fiziksel yetersizlikten dolayı kadınlara yönelik psikolojik ve fiziksel şiddet günümüz dünyasına kadar her zaman artarak devam ede gelmiştir.
 
Aslında bu konuyla ilgili insanlık tarihine şöyle bir göz atmakta fayda vardır. Bu konuda yapılan araştırmalara göre insanların ortaya çıktıkları ilk dönemlerde toplumların ekonomik hayatında kadın üretkenliği ön plandaydı. Bundan dolayıdır ki bu toplumlarda kadınların sözü daha çok dinlenmekte ve sistem de ona göre şekillenmiş olmaktaydı.
 
Bu döneme dair birçok buluntular ele geçmiş olup en eski buluntulardan biride Almanya’nın doğusunda bulunan Baden-Württemberg eyaletine bağlı Schelkingen yakınlarındaki Hohle Fels(Oyuk Kaya) adı verilen mağarada yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucu bulunan küçük bir kadın heykeli olmuştur. Bu heykel de vücut hatlarının aşırı belirginleştirilmesiyle kadının dişiliği ön plana çıkarılmaya çalışılarak kadının doğurganlığına atıfta bulunulmaya çalışılmıştır. Bu ve buna benzer birçok buluntulardan anlaşılacağı üzere insanlık tarihinin ilk dönemlerinde kadının doğurganlığından ötürü bereketi sembolize ettiğinin en açık delillerindendir.
 
Kadınların bu egemenliği avcı-toplayıcı topluluktan tarım toplumuna geçilmesiyle birlikte yavaş yavaş aşılmıştır. Tarım toplumuna geçilmesiyle birlikte erkek ekonomik hayatta üretkenliği ele geçirmiştir. Ekonomik alanda üretkenliği ele geçiren erkek toplumsal alanda da rol sahibi olmaya başlamıştır.
 
Avcı-toplayıcı topluluktan sıyrılan insanlık çeşitli akarsu ve dere kenarlarına yerleşmeye başlayarak ilk yerleşik toplulukları oluşturmuşlardır. İnsanların yerleşik hayata geçmesiyle birlikte avcı-toplayıcı tarzı üretim şekli ya da geçim tarzı yerini tarımsal üretime bırakmaya başlamıştır. Tarım toplumuna geçile birlikte fiziksel üstünlüğünden dolayı erkekler ön plana çıkmaya başlamış buda kadınların ekonomik üretkenlik olarak ikinci plana atılmasına sebep olmuştur.
 
Kadının ekonomik üretkenlik açısından eski yerini koruyamaması onun geri plana itilmesine, yok sayılmasına, dışlanmasına,..vb. sebep olmuştur buda kadının toplumsal alanda ki yerini de kaybetmesine neden olmuştur. kadınların toplumsal alandaki yerlerini de erkeğe kaptırmasıyla birlikte erkekler tarafından dışlanmaya başlanmışlardır ve bu dışlanmışlık, hor görülme, yok sayma, ….ve benzeri durumlar günümüze kadar süregelmiştir. Bu durum bizim gibi bazı toplumlarda, kültürlerde ya da çevrelerde özellikle kız çocuklarının istenmemesine sebep olmuştur hatta bazı topluluklar daha ileriye giderek kız çocuklarının olmasını utanılacak bir durum olarak değerlendirmeye başlamışlardır.
 
Kadınların tarımsal topluma geçişle birlikte yaşamış oldukları bu kaybedişleri günümüze kadar devam etmiştir. Günümüzde her ne kadar bazı kadınlar eski statülerini ele geçirmeye çalışsalar da bu pek kolay olmazsa gerek. Çünkü binyıllardır devam eden bu düzen kendini kadınlara empoze etmiş ve doğal olarak kadınların büyük çoğunluğunu da kendisine birer bekçi konumuna getirmiştir. Bunda bayağıda başarılı olunmuştur.
 
Çevrenizdeki yaşanan olayları şöyle bir gözlemlemeye başladığınız zaman görülecektir ki kadınlara bu dışlanmışlık düzeni o kadar benimsetilmiştir ki bu düzeni, erkeklerden daha çok kadınlar savunmaya başlamışlardır ve erkeklerden daha fazla kadınlar birbirlerini ezmeye çalışmaktadırlar. Bu konuya da başka bir yazım olacak olan “Erkekten daha erkekçi kadınlar.” da değineceğim.
 
 
Tacettin Erbek





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

              
 
  
 Tacettin ERBEK
HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI
   
 Zuhal ÖZDEN   
  Bir ol  

  
    Ersin TEK
Özgürlük Peygamberi ve Diktatörler (2) 
Lokman ERGÜN      
Sefaletimize dair notlar
Şeyhmus DİKEN
BİR EDEBİYAT ADAMI
   YILMAZ GÜNEY
Reklam
 
SON DAKKA         SICAK GÜNDEM
 






            PANO
 

 

DUYURU PANOSU

-----IĞDIRCULTURE-----

REKLAMLARINIZIN IĞDIRCULTURE'DE YAYIMLANMASI İÇİN İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ

-----IĞDIRCULTURE-----

IĞDIRCULTURE

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=