KANEPEDE FOKUS

 

         Kanepede Fokus

                         31 Mart 2012 Cumartesi 

                          zuhal.ozden@hotmail.com

                            www.İLKEHABER.com  

Uzun zamandır yazı yazmak gelmiyordu içimden, gazete de okumuyorum. Dün geceyi kanepede televizyonun karşısında geçirdim. Uyumak için insan sesinin iyi geldiğini duymuştum. Bir tartışma programı açıp uyumayı denedim.

Program ülkenin gündeminde olan tüm sorunlara değinmeye kararlı görünüyordu.

Moderatör hararetle bir konu açıyor, karşıt fikirli iki gruba sırayla söz veriyordu. Dört adamdan biri fikrini söylediğinde hop karşıt fikre söz hakkı tanıyordu. Çocuklarının zekasını ve gücünü ölçen baba gibi oldukça heyecanlıydı.

Genelkurmay başkanının ilk defa ülkede yargılandığını söyledi yeni bir konuyu açarken, konuklarından birine dönüp siz de terörist olduğuna katılıyor musunuz diye soruverdi. İlk söz alan sakallı gazeteci önce terörün tanımını yaptı, bu tanıma uyan eylemleri yapmışsa elbette teröristtir dedi. Karşı tarafta her dönem çok satan bol promosyonlu gazetenin habercisi derhal karşı çıktı. Peki o zaman dedi şimdi yargıladığı terörist başı bir adamın neden iki sene görevde kalmasına izin verdi hükümet ve o terörist başı elinde tüm imkanlar varken (top, tank, tüfek vb..), neden eylem yapmadı bu adam diye sordu hararetle. Sakallı adam sakin, ortam düşüncelerini hayata geçirmek için uygun değildi dedi. Karşıdaki habercilere elini uzatıp sizin çağrınızı bekledi, askeri çağırsaydınız, eylem yapacaklardı dedi. Haberciler sakin “Ne alakası var” dediler.

Konuşmalardan ve beden dillerinden rahatsız olup sinirleri gerilmiş olan ben sakallı adamın cevabıyla rahatlayıp yüzümde gülümseme uykuya daldım.

Uykumda tanımadığım adamlar vardı peşimde, korkuyla sokaklarda koştum. Hafızamı kaybettim. Tanımadığım bir adama nerede olduğumu, adımı sordum. Kalıplaşmış tehlikeli kelimeleri okudum duvarlarda. Saklandım. Tehlikeli söylemler dinledim. Kürtler vardı tanımadığım, korktuğum, Türkler vardı öfkelerinden çekindiğim.

Çalar Saat programının sunucusunun sesiyle uyandım. Esenler’de bir büfede patlama olduğunu söylüyordu. Sabah altıda meydana gelen olayda iki kişi ölmüş, bir kişi yaralanmıştı. Yeniden uyumak istedim. Tam da rüyamdaki Kürtlere alışmış, onlardan biriyle kanalda yüzüyordum. Sonu denize ulaşıyordu. Yüzmek hoşuma gitmişti. Üstelik cesur davranmış oturduğum balkonun demirlerinden suya atlamıştım. Kendimle gurur duymaya başlamıştım ki uyanmıştım.

Ankara’ya yürüyenler polisten dayak yemiş haberi uykumu iyice kaçırdı. Okullarda Kuran’ı Kerim’in meali ve Hazreti Muhammed’in hayatı seçmeli ders olmuştu. İlk defa seçmeli ders hakkında yasa çıkarmıştı hükümet.

Ortaokul günlerim aklıma geldi birden, din dersine girmemek için velimden dilekçe getirip dersten muaf olmuştum. Ailem çocuklarının dini eğitim alması için komşuları, akrabaları gibi tatillerde çocuklarını kuran kursuna, camiye göndermeyi tercih edenlerdi. Okulda din dersi görmek istememem bir kayıp olarak görülmemişti.

Lise son sınıfta din dersi hocamızın lakabı Şeftaliydi. Çok kıllı kısa boylu sevimli bir adamdı. Hocamız sene başında 11 duayı ezberlemeyeni sınıf geçirmeyeceğini söylemişti. Ben ezberlemedim. Sene sonunda benim gibi eksik dua bilen kızlarla hocayı bulup derdimizi anlatmıştık. O da okul bitince ezberleyeceğinize söz verin, dersi geçin demişti. Bizde “söz” demiştik.

Şimdi düşünüyorum da bize, sözümüze güvenen belki de ilk büyüktü ve biz onu kandırmıştık, sözümüzün değerini hiç bilmeden.

Oğlum ilk okulda okuduğu yaşlarda çok sık kabus görür, uyuyamıyorum diye kapımıza dayanırdı. Cinler hakkında çok şey biliyordu, söyledikleri beni dehşete düşürürdü. Din dersi hocalarının özel ilgi alanı cinlerdi, her ders öğrencilerine onlar hakkında bildiği her şeyi anlatırdı. Cahil bir anneymişim ya da basiretim bağlanmış. Gidip hocayla, okul idaresiyle konuşmayı akıl edememiştim.

Cinler insan kılığına girip onu kandırıyordu rüyasında. Önce dostu oluyor sonra gerçek yüzlerini gösteriyorlardı söylediğine göre.

Odasını değiştirdik, Kuran’ı Kerim koydum odasına. Dedesiyle çok vakit geçirdiği için Amentü duasını ezbere biliyordu. Gönlümüz rahattı yaşına göre öğrendiği bilgilerden. Her gece uyumadan Amentü okumasını tembihledik. Okuyacağı duaların bir listesini koyduk yanı başına.

Büyüdükçe rüyaları değişti. Korn grubu evimizde konser verir oldu (seyircilerin tümü çıplaktı nedense), rüyasında Avril Lavigne’i anneannesinin evine götürdü oğlum elini öpsün diye .

E biz de rahatladık tabii, oğlumuz eski bilgilerini unuttu, üzerine yeni bilgiler kattı diye.

Üniversitede başörtülü kızlar Sultan Ahmet Meydanında ellerinde pankartlar yerde otururdu. Benim bünyemde başörtülü olmak narin, kırılgan olmaktı. Fazla sosyal olmayan tipler olduğunu düşünürdüm. Onların meydanda günlerce oturmasını hayranlık ve saygıyla izlemiştim.

Benim böyle şeylere cesaretim yoktu.

Bu sabah din dersinin yasallaştığı haberini görünce aklıma başörtüsünün siyasi bir figür olarak kullanıldığı söylemleri geldi. Sonra sivil şehitler haberini düşündüm.

Din işleri devlet işleri diye bir söylemin olmadığına inanırdım bugüne dek. Din hayatın kendisiydi. Güneşin doğması bize tanrının her gün bağışladığı bir şanstı. Akıllı, vicdanlı insanlar bu dünyanın yaşanmaya değer olduğunun kanıtıydı bana göre.

Hükümetin bu kadar çok vicdanımızı, inancımızı kurcalaması, hatta öldükten sonra ki hayatımıza el atması sinirimi bozuyordu son günlerde.

Son gelişmelerden sonra anladım ki inancımız nasıl hayatın bütününü kapsıyorsa, geçici olarak bulunduğumuz bu dünyada günlük işleyişi düzenlemeye aday olanlar, ruhumuza da çeki düzen verme peşindeler.

Bunun nedeni iktidar olmanın dayanılmaz fütursuzluğu olsa gerek.


YAZARIN DİĞER YAZILARI 

Bir ol 
KANEPEDE FOKUS 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

              
 
  
 Tacettin ERBEK
HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI
   
 Zuhal ÖZDEN   
  Bir ol  

  
    Ersin TEK
Özgürlük Peygamberi ve Diktatörler (2) 
Lokman ERGÜN      
Sefaletimize dair notlar
Şeyhmus DİKEN
BİR EDEBİYAT ADAMI
   YILMAZ GÜNEY
Reklam
 
SON DAKKA         SICAK GÜNDEM
 






            PANO
 

 

DUYURU PANOSU

-----IĞDIRCULTURE-----

REKLAMLARINIZIN IĞDIRCULTURE'DE YAYIMLANMASI İÇİN İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ

-----IĞDIRCULTURE-----

IĞDIRCULTURE

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=