Malcolm X
Malcolm X 
Dünya tarihinde mücadeleleri ve onurlu yaşamları ile insanlığa ışık tutan mücadele önderleri mevcuttur. Onlar; kendilerini yüce değerler uğruna feda edenlerdir. Onlar; beden ülkelerini aşıp özgürleşebilenlerdir. Yıldızımız, ışığımız olan bu mücadele önderlerini anlamak ile işe başlamak gerekir. Her Müslüman, bu dinin canlılığını, güzelliğini, direnişçi ruhunu ayakta tutmaya çalışmış olan bu mücahit ve mücahidelere çok şey borçludur. Onlar gibi olabilmenin öncelikli yolu onları tanımaktan, onları anlamaktan geçer. Bu bağlamda Malcom X'in ibret dolu yaşamı bilinmeli ve örnek alınmalıdır.

DOĞUMU VE AİLE ORTAMI 

MALCOLM, 19 Mayıs 1925'te Omaha'da dünyaya geldi. Babası bir Baptist Hristiyan vaizdi. Babası da, Marcus Garvey gibi Amerikalı Siyahların hiçbir zaman gerçek özgürlüğe, bağımsızlığa ve itibara kavuşamayacağına inanmaktaydı. Bu yüzden de Amerika'yı bırakıp, kendi vatanlarına, Afrika'ya dönmeliydi siyahlar. Malcolm orada dünyaya geldikten sonra babası evi Milwauke'ye taşıdı. Burada fazla durmadan Lansing'e taşındılar. 

ÇOCUKLUĞU 

1929 yılında Malcolm, 4 yaşındayken, evleri yakıldı. Malcolm'un ailesi evlerinin kimler tarafından kundaklandığını bilemedi ama bir şeyi iyi öğrendiler; "meşaleli iki adam beyaz ve Malcom'un ailesi siyah idi." Eğer aynı renkten olsalardı, bu olay hiç bir zaman olmayacaktı. Bir gece babası bir suikasta uğramış, adamlar onu ölünceye kadar dövmüş kafasını parçalamış, sonra, gelip geçen arabalar ezsin diye yolun ortasına atmışlardı. Polisler gece yarısı evden gelip annesini almışlar ve babasının vücudunun yarısı ezik, bazı kemikleri kırılmış, ölü vaziyette kendisine göstermişlerdi. 

Artık sekiz kardeşle ortada kalmışlardı. Ailede maddi çöküntüyle birlikte psikolojik çöküntü de meydana geliyordu. Kardeşlerinin en büyüğü geçimlerine yardım için çalışıyordu, annesi de temizlik v.s. gibi işlerde çalışıyordu. 

AİLENİN DAĞILMASI 

Aile Refah Kurumu, Malcolm'un ailesine geldiğinde annesinin çocuklarına bakamayacağını anladılar, annesi kocasının katledilmesi ve içine düştükleri koşullar dolayısı ile aklını da yitirmişti. Aileyi dağıtma kararı aldılar. Malcolm'u, durumu iyi bir aile aldı. Sonunda bütün kardeşlerini bir yere verdiler. Annesini de akıl hastanesine yatırdılar. 

Malcolm evlatlık olarak verildiği evde çok iyiydi, bu sırada okulu terk etmeyi kafasına koymuştu, okuldaki ayrımcılık ve aşağılama da onun açısından dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı.13 yaşında okuldan kovuldu. Ancak olaylar Malcolm'un tasarladığı gibi olmadı. Mahkeme artık bir ıslah evinde kalmasına karar verdi. 

Aslında okulda çok başarılıydı. İngilizce öğretmenini çok seviyordu; Malcolm sömestriden sonra sınıf başkanı seçildi, bu onu çok mutlu etmişti. 
Malcolm sınıftaki tek siyah öğrenciydi. Bir gün baş başa kaldığında çok sevdiği İngilizce öğretmeni sormuştu: "Artık büyüyorsun, ne olmak istersin?" Malcolm, bunu daha önce hiç düşünmemişti. Birden "Avukat olmak istiyorum" deyince İngilizce öğretmeni iyice şaşırmıştı. Malcolm'a: "Biraz gerçekçi olmalısın, sen bir zencisin. Bunun için doğru düşünmen lazım. Niçin bir marangoz olmayı düşünmüyorsun?" demişti. Malcolm bundan önce de aşağılanmıştı ama hiç biri, bu kadar acı vermemişti. 

Malcom, Boston'a ablasının yanına taşındı. Serserilerle takılmaya başladı. Esrar, eroin çekiyor; marihiuanna, alkol kullanıyor ve kumar oynuyordu. 

GENÇLİĞİ 

1942 yılında 17 yaşındayken şikayetler üzerine demir yollarındaki işinden atıldı. Sonra Harlem'de hayran kaldığı bir barda işe başladı. Burası; dümencilerin, hırsızların, esrar satıcılarının bulunduğu Harlem'in birkaç barından birisiydi. Kendisi de esrarlı sigara satmaya başlamış, seyyar eroin satıcısı olmuştu. Sonra ani bir kararla esrar satma işini de bıraktı. 

Amerika'da yaşayan siyahiler üniversite mezunu ise ancak bir hademe ya da hastanelerde ve devlette ayak işlerini yapıyorlardı. Hal böyle olunca zencilerin çoğu kolayından yaşamak, çalışmadan kazanmak işleriyle meşguldü. Amerika'da yaşayan, hele Harlem'de yaşayan zenciler için erdem, ya bir çete kurmak, ya en iyi hırsız olabilmek, ya da bir düzen kurup öylece kendine göre hayatı geçirip gitmekti. Malcolm da artık çetesini kurmuş, hırsızlıklara başlamıştı. 

YAKALANIŞI 

Hırsızlık suçundan ve bir beyaz kadınla birlikte olduğundan dolayı 10 yıl hapse mahkum olduğunda henüz 21 yaşında bile değildi. 1946 yılının Şubat ayında, Charlestown eyalet hapishanesine havale edildi. Hapishaneye girdiği ilk günlerde bedensel olarak çok acı çekiyordu; çünkü içeriye girer girmez uyuşturucularla birden ilişkisi kesilince, yılan gibi kıvranacak hallere düşmüştü. Hücreye girdiğinde avazının çıktığı kadar bağırıp devamlı İncil'e ve Tanrıya küfürler yağdırıyordu. Bundan dolayı Malcolm'a hapishanedekiler "İblis" demişlerdi. 

Hapishanede Bimbi diye çok güzel konuşan ve devamlı kitap okuyan birisi vardı. Bir gün Bimbi'nin dinsizliğe karşı konuşmasından sonra, Malcolm artık dine, kitaba v.s. küfretmez olmuştu. 

İSLAM'LA TANIŞMASI ve MÜSLÜMAN OLUŞU 

1948 yılında Malcolm, Concord Hapishanesine nakledilmişti. İşte bu günlerde küçük ağabeyi Philibert'ten bir mektup aldı. Mektupta: "Siyah adamın doğal dinini keşfettiğini" ve "İslam Cemaati" diye bir şeye katıldığını yazıyordu kardeşi. Ayrıca kurtuluşa ermesi için Allah'a dua etmesini istiyordu. Sonra kardeşi Reginald'dan da bir mektup aldı. Bir sürü havadisle birlikte "Malcolm sakın domuz eti yeme ve sigara içme artık. Hapisten nasıl kurtulacağını anlatırım sonra sana" diyordu kardeşi. 

Kardeşinin dediklerini aynen uygulamaya koydu. Sonunda bir gün çıktı geldi kardeşi Reginald ve Malcolm'a Elijah Mıhammed’i anlattı. Tanrının Amerika'ya indiğinden, Elijah adındaki bir zata siyah adam suretinde göründüğünden söz etti. Ayrıca şeytanın da bir insan olduğunu ve bütün beyazların şeytan olduğunu söyledi. 

Aradan birkaç gün geçtikten sonra kardeşi Reginald tekrar geldi ve Malcolm'un kafasında ilk kez yer bulan ciddi düşünceler bırakarak gitti. "Düşünebiliyor musun kim olduğunu bile bilmiyorsun" demişti Reginald. "Bitip tükenmek bilmez hazineleri olan, kralları medeniyetleri olan bir ırktan geldiğin halde bunu bilmiyorsun ne yazık ki. Şeytan beyazlar senden bunu gizliyorlar. Asıl soyadının ne olduğunu bile bilmiyorsun, bir zamanlar kendi ana dilin olan dilini duysan bir kelimesini bile anlamazsın. Beyaz şeytan, aslınla ilgili bütün bilgileri çekip almış elinden. Seni katlederek, sana tecavüz ederek, seni atalarının tohumundan, anayurdunun bağrından koparıp getirdikleri günden bu yana sen bu beyaz şeytanın bitmek bilmeyen şeytanlıklarının kurbanı durumundasın.". 

Malcolm, günde sadece beş saat uyur ve saatlerce kitap okurdu. Ayrıca hapishanelerde mahkumlar arasında bir çok münazaralar yapılıyordu, Malcolm bunlara da katılıyordu. Günahlarının bağışlanması için hemen diz çöküp dua etmek. Malcolm bu deneyimini şöyle anlatacaktır: " Yaşantım boyunca gördüğüm imtihanların en zoruydu. Bir günahkarın Allah'tan mağfiret dilemek için diz çökmesi, diz çöküp günahını kabullenmesi dünyanın en zor işi olsa gerek. " 

Bütün doğu ve batı felsefesini okudu. Eğitimini yarıda bıraktığı için dili zayıftı Malcolm'un. Burada beyazlarla ilgili çeşitli gerçekleri öğrenecekti: Beyaz tüccarların koloniler kurarak Afrika Asya ülkelerine saldırışını, Haç'a hiçbir zaman İsa dininin ruhuna uygun olarak, içten pazarlıksız olarak el atmadıklarını; alçak gönüllüce, azizce insanca sarılmadıklarını… 
 
              
 
  
 Tacettin ERBEK
HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI
   
 Zuhal ÖZDEN   
  Bir ol  

  
    Ersin TEK
Özgürlük Peygamberi ve Diktatörler (2) 
Lokman ERGÜN      
Sefaletimize dair notlar
Şeyhmus DİKEN
BİR EDEBİYAT ADAMI
   YILMAZ GÜNEY
Reklam
 
SON DAKKA         SICAK GÜNDEM
 






            PANO
 

 

DUYURU PANOSU

-----IĞDIRCULTURE-----

REKLAMLARINIZIN IĞDIRCULTURE'DE YAYIMLANMASI İÇİN İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ

-----IĞDIRCULTURE-----

IĞDIRCULTURE

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=