VAN

              
                          VAN

Ben seni, güz akşamlarında, gök yüzüne bakan mavi bir göz gibi gölün, sise bürünmüşken, uzaktan Xelatê Sipan’ın silüetiyle hatırlarım. Sonra usulca gün batar bağrına o maviliğin, gölgeler uzarken, bir dengbêj kulağıma fısıldar Xecê u Siyabendi. Ben seni mutlu sonla bitmeyen bütün sevda öykülerinde hatırlarım.

Ben seni, ışıldayan gümüş bir kolyede hatırlarım, ki sevdasını emeğine katmış bir savat ustasının elinden çıkmadır.

Rüzgarlı bahar gecelerinde, kavaklarının hışırtısında hatırlarım, yemyeşil bir dokunuş olur tenimde.

Ben seni, demli bir çay tadında hatırlarım, kürsüsünde kuytu bir kahvenin.

Ben seni, dünyaya, hayata, sevdaya merhaba dediğim yer olarak hatırlarım. Sokaklarında koşuşturan çocukluğumun haylazlığında. Sokağımızda iğde kokusu, mahallenin bütün bahçeleri bizim, bahçelerindeki bütün ağaçları, ağaçlarındaki bütün erikleri.

Ne Müşire teyze’nin saklamak zorunda kaldığı Ermeni’liğini bilirdik, ne Necmettin abi’nin neden Diyarbakır’da cezaevine girdiğini. Sadece bıyıklarını severdik. Mahalleye gelen ilk televizyonu, Süleyman amca’nın otomobilini severdik. Kim varsa bizden, ne varsa bizimdi, hepimizin.

Ben seni, hayatıma akseden insanlarınla hatırlarım.

Ben seni, usulca söylenmiş bir şarkıyla hatırlarım.

“gün olaydı, tan olaydı,gittiğin yer Van olaydı, yattığın yer kan olaydı….”

Hayatın bizi savurduğu yerden, kara haberinle sana koştuğumda, siyah bir örtüye gömülmüştü masmavi gölün. Boydan boya, kan revan içindesin. Hıçkırıklara boğulmuş, düğümlenmiş boğazın, çıkmıyor sesin.

Bağrına gömülen çocuklarının hüznünden, sırtında durmaksızın şaklayan zulmün kamçısından, genzini yakan kan ve barut kokusundan bıkıp,  ne var ne yok sırtında silkinip atarak, çıldırmış bir tay gibi, viran etmişsin her şeyi. Sonra, ağıtların uğultusuna gömmüşsün pişmanlığını. Seni düşman belleyenlerin riyakâr merhametine terk etmişsin çocuklarını.

Şimdi kana bulanmış gözyaşı akmakta gölüne. Arınıp çıkar mısın o mavilikten, öfkenle harap mı olursun? Bilmiyorum. Bütün geçmişim senin bağrına gömülü, bugünümü ve yarınımı da sana sunuyorum.

Ben seni, güneşinin cömertliği, yaz akşamlarının serinliği, gölünün dinginliğiyle hatırlarım. Bize bir parça güneş, ılık bir rüzgar, dingin bir gece ver ey Van… İnsafına sığınıyorum…

Lokman Ergün
Yüksekova Haber Gazetesi 
30/10/2011

YAZRIN DİĞER YAZILARI

Sefaletimize dair notlar 
VAN  






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

              
 
  
 Tacettin ERBEK
HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI
   
 Zuhal ÖZDEN   
  Bir ol  

  
    Ersin TEK
Özgürlük Peygamberi ve Diktatörler (2) 
Lokman ERGÜN      
Sefaletimize dair notlar
Şeyhmus DİKEN
BİR EDEBİYAT ADAMI
   YILMAZ GÜNEY
Reklam
 
SON DAKKA         SICAK GÜNDEM
 






            PANO
 

 

DUYURU PANOSU

-----IĞDIRCULTURE-----

REKLAMLARINIZIN IĞDIRCULTURE'DE YAYIMLANMASI İÇİN İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ

-----IĞDIRCULTURE-----

IĞDIRCULTURE

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=