HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI
           

       HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI

Hamal kelimesi, dilimizdeki en eski kökenli kelimelerden biri olup yükçü ya da yük taşıyıcısı anlamlarına gelmektedir. Bu kelime köken itibariyle Arap kökenli bir kelime olup hami(yük) den türetilerek zaman içerisinde hamial ve nihayetinde hamal yük taşıyıcısı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bu kelimenin Türkçeye geçiş aşaması İslamiyet’in ilk yıllarına kadar gitmektedir. Talas savaşında Çinlilerle mücadele eden Müslüman Arapların savaş sırasında bazı Türk kabileleri tarafından desteklenmeleri sonucunda Araplarla Türk aşiretler(Karluk ve yağma aşiretleri başta olmak üzere) arasında çeşitli kaynaşmalar baş göstermiştir.

Bu kaynaşmalar hayatın her alanında olduğu gibi kendini dilde de göstermeye başlamıştır. Osmanlının yıkılış dönemine kadar devam eden bu kaynaşmalar esnasında, hamal kelimesinin yanı sıra diğer birçok kelimede zaman içerisinde Türkçeye geçerek günlük hayatta kullanılmaya başlanmıştır.

Uzun ve çalkantılı tarihi bir geçmişten sonra Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasıyla birlikte yerine kurulan genç Türkiye cumhuriyetinin kurucusu Mustafa kemal Atatürk, Türkçeyi sadeleştirmek ve dili yabancı kökenli kelimelerin etkisinden kurtarmak amacıyla 1926 da TDK(Türk dil kurumu) adıyla bir kurumun oluşturulmasını sağlamıştır. Bununla birlikte dilde her ne kadar çeşitli sadeleştirmelere gidilmiş olsa da hamal ve buna benzer birçok kelime dildeki(özellikle halk arasında) yerini korumayı başarmıştır.

Hamallık dünyadaki en eski meslek gruplarından biri olup günümüze kadar, varlığını sürdüre gelmiştir. İnsanların avcı-toplayıcı yaşam tarzlarını geride bırakıp akarsu veya dere boylarında çeşitli irili ufaklı şehirler inşa ederek yerleşik hayata geçmesiyle birlikte bireylerdeki komin al(ortak) yaşam tazı yerini özel mülkiyete dayalı yaşam tarzına bırakmıştır. Toplumdaki bu sosyolojik değişimlerle birlikte insanlar arasında sosyal tabakalaşmalar(sınıfsal ayrışmalar) görülmeye başlanmıştır.

Bu sınıfsal ayrışmalarla birlikte güçlü olanlar(ailesi kalabalık olanlar) yanlarına bazı adamlar(şövalye gibi) alarak insanlar üzerinde şiddete dayalı çeşitli baskılar kullanarak toplumun yöneticileri(şef, ağa, kral gibi) konumuna gelmeyi başarabilmişlerdir. Bununla birlikte oluşan bu hiyerarşik düzende guruptaki zayıf olan ya da kendini savunamayan insanlarsa fiz iken daha ağır işlerle meşgul olmuşlardır ya da olmak zorunda bırakılmışlardır. Çünkü üretime dayalı özel mülki yaşam tarzıyla birlikte toplumda çeşitli iş kolları oluşmaya başlamıştır.

Yerleşik yaşama geçen bu topluluklar irili ufaklı şehirler inşa etmeye başlamışlardır. Bu şehirlerde yaşayan insanların günlük ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için çeşitli örgütlenmelere gidilmesi gerekiyordu. Bununla birlikte iş bölünmelerine gidilmiş olup bu iş bölünmelerinin başındaysa kölelik kavramı gelmekteydi. Köleliğin henüz benimsenmemiş olduğu toplumlardaysa bunun yerini hamallık benzeri yapılanmalar almıştır.

Bu yapılanma biçimi fazla bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar varlığını sürdüregelmştir. Hamallar bulundukları toplumlarda çeşitli örgütlenmelere gitmiş olup dernek ve kulüp benzeri, belli günlerde toplanıp sorunlarını paylaştıkları ve bu sorunlara çözüm üretmeye çalıştıkları yerleri de mevcuttur. Hamalların başında bulunan ya da onlardan sorumlu olan kişilereyse hamal başı ya da buna benzer isimlerle hitap edilmiştir.
Hamallık herhangi bir vasıf gerektirmediğinden günümüzde de işsiz insanların en çok başvurduğu iş dallarından biridir. Aslında hamallık benzeri yapılanmalar dünyanın her yerinde mevcuttur.

Özellikle ülkemizde hemen hemen her şehirde, köy ya da kasabada hamalların oturup iş beklediği bir alanları mevcuttur. Bu alan ya bir kahvehane ya bir okey salonu ya da şehrin en işlek caddelerinin hemen yanı başındaki kaldırımlar olabilmiştir.

Hamallık genelde herhangi bir vasfı bulunmayan insanların toplanıp günlük iş baktıkları bir alan olmasına rağmen özellikle günümüz Türkiye’sinde üniversiteden mezun olmuş insanlarında en fazla uğrayıp günlük iş bulmaya çalıştıkları bir alana dönüşmüş durumdadır.

Çeşitli fakültelerden mezun olan bu gencecik insanların kendi alanlarıyla ilgili iş yapamamaları bu insanların bu tip geçici çözümlere başvurmasını sağlamıştır. Bu eğitimli işçi grubuna hamallarda kendi aralarında diplomalı hamal ya da öniversita mezunu hamal diye hitap ektedirler. Bu insanlar çoğu zaman alay konusu dahi olurlar. Aslında üniversite mezunu bu insanların yaşadıkları bu dramatik durumunu bir başka yazım olacak olan (Diplomalı Hamallar)da daha geniş değineceğim. Güzel günler görmemiz dileklerimle.

Tacettin Erbek





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

              
 
  
 Tacettin ERBEK
HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI
   
 Zuhal ÖZDEN   
  Bir ol  

  
    Ersin TEK
Özgürlük Peygamberi ve Diktatörler (2) 
Lokman ERGÜN      
Sefaletimize dair notlar
Şeyhmus DİKEN
BİR EDEBİYAT ADAMI
   YILMAZ GÜNEY
Reklam
 
SON DAKKA         SICAK GÜNDEM
 






            PANO
 

 

DUYURU PANOSU

-----IĞDIRCULTURE-----

REKLAMLARINIZIN IĞDIRCULTURE'DE YAYIMLANMASI İÇİN İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ

-----IĞDIRCULTURE-----

IĞDIRCULTURE

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=