AŞURE VE IĞDIR
       
              AŞURE VE IĞDIR

Aşure; İslam âleminde ay yılı takvimi esaslarına dayalı muharrem ayının onuncu gününe verilen addır. Bu kelime Arapçadan dilimize geçmiş olup orijinal haliyle ‘eşur’ iken Türkçeye geçiş aşamasında zaman içerisinde ‘aşur’ ve ‘aşure’ olarak kullanılmaya başlanmıştır.
 
İslam tarihinde, Hz Ali’nin bir suikast sonucu öldürülmesinden sonra emevi ailesinden olanlar(emevi ailesi Arap topluluklar içerisinde ki en büyük ve en güçlü kabilelerin başında gelmekteydi) halifelik makamını kimseye kaptırmamak, ele geçirmek için halka çeşitli baskılar yapmaya başlamışlardı. Bundan rahatsız olan bazı Arap kabileleri Hz Hüseyin’e biat yeminleri ederek onu ve ailesini küfe ye davet ederler. Bu çağrılar sonucu Hz Hüseyin yanındaki doksan iki kişiyle(bunların çoğu kadın ve çocuklardan oluşuyordu) Kufe’ye doğru yola çıkar.
 
Bunu haber alan Emevi halifesi Muaviyenin oğlu Yezit binlerce askerini hz Hüseyin ve yanındakileri öldürtmek için kufeye doğru harekete geçirir. Bununla birlikte yezitin adamları hz Hüseyin ve yanındakileri, günümüz Irak sınırları içerisinde kalan Kerbela çölünde kıstırırlar. Yapılan savaşta hz Hüseyin ve yanındakilerin büyük çoğunluğu kılıçtan geçirilirler. Bu olayla birlikte İslam da çok katı ayrışmalar(Alevilik, Şialık, Sünnilik, vb.) baş gösterir. Bu kıyımın acısını unutamayan bazı İslam mezhepleri aşure etkinlikleriyle her yıl bu dramatik olayı anarlar.
 
Özellikle Şia mezhebinden olan kesimler tarafından, her yıl muharrem ayının onuncu gününde, Hz Hüseyin ve yoldaşlarının şehit edilmesinden dolayı çeşitli organizasyonlar düzenlenerek yaslar tutulur. Bu esnada ekonomik durumu iyi olanlar buğday, şeker, kuru üzüm ve benzeri malzemelerle, aşure adı verilen bir tatlı yapıp bunu halka ikram ederler.
 
Muharrem ayı yasları, iran başta olmak üzere dünyada Şia mezhebine mensup olan nüfusun dağılmakta olduğu tüm coğrafyalarda her gerçekleştirilir. Türkiye dede görülmekte olan bu mistik ritüeller genelde Şia nüfusunun bulunmakta olduğu Iğdır, ve sonradan da göçlerle gelinen İstanbul da gerçekleştirilmektedir.
 
Bu esaslara göre her yıl muharrem ayında Şia mezhebine tabi olan insanlar camilerde (Şia mezhebine tabi olan bireylerin camileri farklı olup bu ibadethanelere genelde bu mezhepten olan insanlar gider) toplanarak hep beraber ibadet edilir. Toplu ibadetler yapıldıktan sonra imam önderliğinde desteler(oval gruplara deste derler) oluşturulur.
 
Bu esnada destelerdeki tüm bireylerin ellerinde, uçlarına zincir bağlanmış sopalar bulunmaktadır. Ve Destelerdeki bireylerin üstüne yası sembolize eden birer  siyah  gömlek geçirilmiş olup bu gömleklerin arkası giyenin sırtını açıkta bırakacak biçimde, dörtgenimsi bir yırtıkla açılmıştır.
 
Destelerdeki bireyler yerlerini aldıktan hemen sonra imam da grubun ortasına geçerek bağırtı halinde dualar okumaya başlar bu duaların okunmasındaki temel amaç destedeki bireyleri biraz sonraki ritüellere hazırlamaktır. İmam bu duaları okuyup bitirdikten hemen sonra gruba dönerek ya Hüseyin diye bağırmaya başlar bununla birlikte destedeki herkes ya Hüseyin diye bağırarak ellerindeki sopalarla kendi sırtlarını dövmeye başlayarak Hz Hüseyin’in öldürülürkenki acısına ortak olmaya çalışırlar. Bu adet bazı Hıristiyan mezheplerine tabi bireylerin her yıl İsa peygamberin acısını hissedebilmek için kendilerini çarmığa germesi âdetine çok benzemektedir. İkisinin de amacı aynıdır ölen kişinin acılarını paylaştığını göstermek.
 
Konuma geri dönmeme gerekirse; bu seremoni Iğdır da ki Şia kesimin yaşadığı mahallelerdeki tüm destelerin şehir merkezinde önceden belirlenen bir noktada buluşmasıyla daha büyüyerek devam eder. Bu desteler şehir merkezi toplandıktan sonra her deste kendinden sorumlu olan imamın öncülüğünde sıralar halinde merkeze üç kilometre uzaklıkta olan asri mezarlığı diye adlandırılan belediye mezarlığına kadar devam eder. Mezarlıkta ki büyük meydanda bütün desteler kendilerine tahsis edilen alanda yerlerini almaya başlar. Bundan hemen sonrada en yaşlı Şia imamı önceden hazırlanmış olan kürsüye çıkıp günün anlam ve önemine değinen bir konuşma yapar.
 
Konuşmadan hemen sonra tüm destelerin aynı anda söylenenleri tekrar etmesini ister bununla birlikte ya Hüseyin diye bağırarak ritüelleri yapmaya başlar. Her on dakikada bir imamın susmasıyla insanlar tekrar yanlarında getirmiş oldukları ucu zincirli sopalarla sırtlarını dövmeye başlarlar. Aslında bu acıya ortak olabilmek için kendilerine vurmak yerine hz Hüseyin’in öğretilerini anlamaya ve anlatmaya çalışarak onu yaşatmaya çalışmaları daha gerçekçi ve mantıklı olacaktır.
 Bu ritüeller akşama kadar böyle devam eder.
 
Her yıl muharrem ayında Iğdır’a çevre il ve ilçeler başta olmak üzere Türkiye’nin ve dünyanın her tarafından insanlar gelip bu mistik sahnelere tanık olmaya çalışırlar. Iğdır da her yıl muharrem ayında turistik açıdan büyük bir patlama meydana gelmişçesine bir izlenim edinilir. Özellikle son yıllarda medyanın da etkisiyle tüm Türkiye’de muharrem ayı kutlamalarına olan merak hayli artmıştır. Bu bile bölge insanının mutlu olmasına yetebiliyorsa. Yıllardır ne yaptıysan bu insanları mutlu edemedik diyen zihniyete fazla bir şey diyemeyeceğim.
 
Tacettin ERBEK
10/03/2012
(İstanbul)
te762010@hotmail.com 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

              
 
  
 Tacettin ERBEK
HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI
   
 Zuhal ÖZDEN   
  Bir ol  

  
    Ersin TEK
Özgürlük Peygamberi ve Diktatörler (2) 
Lokman ERGÜN      
Sefaletimize dair notlar
Şeyhmus DİKEN
BİR EDEBİYAT ADAMI
   YILMAZ GÜNEY
Reklam
 
SON DAKKA         SICAK GÜNDEM
 






            PANO
 

 

DUYURU PANOSU

-----IĞDIRCULTURE-----

REKLAMLARINIZIN IĞDIRCULTURE'DE YAYIMLANMASI İÇİN İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ

-----IĞDIRCULTURE-----

IĞDIRCULTURE

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=