Bir ol


                  

                             Bir / ol

Radyo ve Televizyon üst kurulu bize ulaşan tüm yayınların en tepesinde bir kurul, tıpkı şu tiyatroların tepesinde olan kurul gibi. Hani üstte olanlar altta olanlara aptal der ya, şimdi bunun kaydını kuydunu araştıramam zihninizi biraz zorlayın, halk hep aptaldır.

O yüzden birisi bir basamak yukarı çıkınca derhal bir yönetmelik hazırlar.

Kural bu.

Ne kadar çok yukarı çıkan varsa onlar bir araya gelir, yönetmelikte söz hakkı çoğalır. Yukarıda adalet sağlanır. E bu adalet de aşağıya yansır tabi.

Bunlar aşağıdan yukarı çıktıkları için giderken yanlarında götürdükleri şey(ler) de vardır elbet. Kimisi çok sevdiği köyünden bir koku götürür. Annesinin başörtüsünü, namaz kılarken eve yaydığı huzuru götürür. Kiminin babası askerdir.  Özlediğinde botlarıyla uyur geceleri, onun gibi asker olur, babası onu sevsin diye, o duyguyu götürür yanında.

Ailenin asi kızı vardır mesela. Sigaranın yasak olduğu evde gece yarısı mutfak balkonuna diye çıkar, oradan sessizce komşuya kaçıp partiye katılır. Sigarasına iki sohbet, bir bira katık eder. O asiliğiyle çıkar yukarı.

Hepsi bir kurulda buluşur.

Problem birbirini kapsayıp yok etme sorunu, biri diğerini beğenmez olur. Hepsi birlikte aşağıdakileri beğenmez.

Belki de en güzel olan benim duygum diye düşünürler.

Keşke herkesler bir olsa, aynı düşünse, işte o zaman muhteşem anı yakalamış oluruz, derler.

Hepsi farklı anlardan oluştukları için bir türlü tek ses çıkaramazlar.

Bülent Arınç RTÜK de değil o daha üstte ama duygusal biri, bazen ağlıyor bazen kızgınlıkla acımasız sözler söylüyor.

Behzat Ç dizisini gözlem altına aldık diyor. Çoğul konuşuyor. Kaç kişiler bilmiyorum.

Onu da bir insan yazmış sonuçta. Senaristi Emrah Serbes 1981 doğumlu, genç adam hayatın farkına varıp bunu hep yazıya dökerek kendini ifade etmiş, işte o yüzden de yazdığı senaryo gayet güzel olmuş. Rahatsız edici olmuş, hayatın çok içinden olmuş.

E duygusal olunca insan, bazen yüksek sesle duymak istemez içinden geçenleri, görmek istemez yeniden, teyidini zaten kendi yaparken, bir daha neden görsün ki.

Teklik insanın doğasında varken neden çokluk olsun, herkesler bağırsın.

Olmaz.

İnsan doğası gereği bir menzil belirler kendine, ona doğru ilerlemekten hoşlanır. Şimdilerde yükselen, ihtiyaç hissedilen ses, Allah bir/dir, onun peygamberi Hz Muhammed’dir. Amin/ Ecmain.

Dizi kalksın yayından hatta televizyonları çöpe atalım zaten bir sürü para, entelektüel insanlar gibi her gece kitap okuyalım. Kitaplarımızı da birileri seçmek istiyor gerçi de konuyu dağıtmayalım.  

Emrah Serbes’in  ilk yazısı  Öküz Dergisi’nde çıkmış, aslında onları da kapatmak lazım. Ben de üniversitedeyken Gırgır okur haftanın siyasi özetini yapardım. Kolaydı hap gibi alırdım tüm vuruculuğuyla hem de neşeli yanları zihnime yol verirdi. Neyse o da kapandı. Ömrünü tamamladı, içinden başkaları yol aldı kendi menzillerinde.

Biz şimdi bu televizyonları attık evimizden, ama internet var. Ona da sansür geldi gerçi, neyse bazı haberler yol alıp ilerliyor işte, bir çocuk var adı Meçhul Erkek olarak geçiyor bu aralar. 

Bu adam Fatih’te bulunmuş, öyle sokakta yaşayan evsizlerden biri gibi dışarıdan bakıldığında.

Bizim sokakta da bir adam var saçları kir yumağı, keçeleşmiş, elleri siyah hiç yıkanmadığı için, içmeyi seviyor, eskiden çırılçıplak soyunur evinden öyle fırlarmış dört ayağının üzerinde. Şimdi elbiseleri var üstünde. Ailesi de var. Ama o kendi dünyasının içinde kaybolmuş. Ne ailesi onu tanıyor artık ne de o ailesini.  Ailesi ondan vazgeçip hayata devam etmiş olmalı çünkü adam yaşıyor saçları kirli elleri siyah olsa da, demek kirlenmek öldürmüyor. Ama adam zamana asılı kalmış belli ki sadece sevdiği, istediği, bazen de korktuklarını hatırlıyor.

İşte bu bizim mahalledeki evli/evsiz gibi kayıtlarda adı “Meçhul Erkek” olarak geçen oğlun adı ona sorulduğunda BİROL.  Kimliği yok. Pantolonun cebi var parası yok.  Hasta, ilacı yok. Fatih’teki duvarın dibine nasıl gitmiş, yolculuğu ne zaman başlamış, hatırlamıyor.

Sadece “Beni hayvan yapacaklarmış” diyor. 

Boynundan omzuna bir yara izi var.  

Bu adamın anne babası kim?

Kim bir insanı hayvan yapmak ister.

Hangi amaç için insanlar hayvanlaştırılıyor?

Neden?

İnsanlar maymundan geldi diyenlere kıyamet koparanlar şimdi neden sessiz kalıyor.?

Bizim bilmediğimiz, yukarıdakilerin bildiği, bir sonumuz var da ona mı hazırlanıyoruz.

Bunun için insan görünümlü hayvan gücüne mi ihtiyaç var.?

Bizim aklımıza sansür koyarsanız, işin içinden çıkamazsınız.

Elinize ayağınıza dolanan aklı karışık bir güruhunuz  olur.

İstediğiniz bu mu?

Zuhal ÖZDEN
www.İLKEHABER.com 
04 Mayıs 2012 Cuma 17:31





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: özge, 15.05.2012, 07:45 (UTC):
tebrik ederim öncelikle bu yazıyı yazdıgınız için insan okurkan bile küfretmek geliyo içinden ama küfretmeden de bişeyler anlatılabiliniyomuş elinize saglık



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

              
 
  
 Tacettin ERBEK
HAMALLIĞIN ANTROPOLOJISI
   
 Zuhal ÖZDEN   
  Bir ol  

  
    Ersin TEK
Özgürlük Peygamberi ve Diktatörler (2) 
Lokman ERGÜN      
Sefaletimize dair notlar
Şeyhmus DİKEN
BİR EDEBİYAT ADAMI
   YILMAZ GÜNEY
Reklam
 
SON DAKKA         SICAK GÜNDEM
 






            PANO
 

 

DUYURU PANOSU

-----IĞDIRCULTURE-----

REKLAMLARINIZIN IĞDIRCULTURE'DE YAYIMLANMASI İÇİN İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ

-----IĞDIRCULTURE-----

IĞDIRCULTURE

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=